Bursiyer Konuşmaları

Mine Yıldırım
Şiddet ile İhtimam Arasında: İstanbul’un Köpekleri

Paylaş

25 Haziran 2020 / 18:00

1910 yılında gerçekleşen köpek itlafı, İstanbul’da köpeklerin kamusal varlığını korumaya yönelik ihtimam geleneğinden bir kopuş. Bu, yalnızca birkaç yıl sonra gerçekleşecek Ermeni tehcirini örgütleyen siyasi anlayışa, yerinden etme ve iskân pratikleriyle kurulan nüfus idaresinin dinamiklerine, modernleşme tecrübemizin krizlerine ışık tutabilecek bir felaket.  Ancak, “Hayırsızada Sürgünü” neden olduğu kitlesel ölüme rağmen köpekleri de, onların yaşamlarını kuşatan ihtimam pratiklerini de İstanbul’un toplumsal ve mekânsal dokusundan sökmeyi becerememiş bir “başarısızlık.” Yirminci yüzyıl boyunca, kamusal alanlarda hareketliliğin, gündelik zamanın ve rastlantısal karşılaşmaların denetimini; asayiş ve hıfzıssıhha siyasetini; yerleşme, aidiyet, bir arada yaşama ilişkilerini düzenleyen yönetimsellik anlayışını, müşterek varlıkları ve alanları kuşatan sembolik düzeni, kamusallığın kullanımını ve bölüşümüne dair hak ve adalet mücadelesini şekillendirmiş bir yıkım anı, kurucu bir tecrübe.

Bu konuşma, bu tarihi izlekte, İstanbul’un köpeksizleştirilmesi adını verdiğim bu oluşa odaklanıyor. Şimdi ve buradanın tarihi perspektifiyle İstanbul’un köpeksizleştirilmesi siyasetinin süreksiz, kesintili ve çatışmalı tarihlerini ele alıyor. Batılılaşma perspektifinin zayıflıklarına odaklanan ve söylemsel düzey ile sınırlı bir modernleşme tartışmasının ötesine geçerek, İstanbul’da sokak hayvanı nüfus, beden ve hareket idaresini şekillendiren siyasi, mekânsal, yasal ve sembolik düzenlerin eş zamanlı gelişimine odaklanıyor. Köpeklerin bedenlerini kuşatan, hareketlerini yönlendiren, insanlarla kurdukları ilişkileri şekillendiren, haklarını tanımlayan ve sınırlandıran şiddet ve ihtimam ilişkilerini inceliyor. Bu ilişkilerin, eş zamanlı, birbirinden ayrılamaz, kesintili, rastlantısal, tekrar eden örüntülerden ibaret olmayan ve doğrusal bir gelişim göstermeyen tarihlerini açığa çıkarıyor. İstanbul’da sokak köpeği nüfus idaresini şekillendirmiş yönetimsellik teknolojilerinin söylemlerini, gelişimini, bilgi ve iktidar ilişkilerinin dönüşümlerini, hayvanlara yönelik ihtimam ve koruma pratiklerinin kurumsallaşmasını ve yasallaşmasını inceliyor. Bu dönüşümü incelerken, hayvanları korumaya ve kentsel kamusal mekânları onlarla paylaşmaya yönelik gündelik pratiklerde yaratılan kesintileri, kopuş, çatışma ve ayrışmaları, çıkmazları ve uyumsuzlukları tartışmaya açıyor.

Mine Yıldırım, The New School for Social Research, siyaset bilimi, doktora adayı


Etkinlik dili Türkçe’dir, Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirilecektir.  Katılımcı sayısı sınırlıdır, rezervasyon formunu doldurarak kayıt olabilirsiniz.
 

Rezervasyon